Bizi Takip Edin
Çocuklar Ayrılığı Değil, Aramızdaki Duyguyu Hatırlar

Çocuklar Ayrılığı Değil, Aramızdaki Duyguyu Hatırlar

“Anne babalar bazen boşanabiliyor. Peki anne babalık da boşanabilir mi?”



Yazar: Nur Şafak SÜRMEN | Çocuklar Ayrılığı Değil, Aramızdaki Duyguyu Hatırlar
  • Oynat Duraklat İptal

Bir çocuk, anne babasının arasında ne olup bittiğini gerçekten anlamıyor mudur?

 

Bazen büyükler böyle düşünür.

 

“Çocuğumuza hissettirmiyoruz.”

 

“Onun yanında tartışmıyoruz.”

 

“Birbirimiz hakkında kötü konuşmuyoruz.”

 

Oysa çocuklar yalnızca söylenenleri dinlemez.

 

Bir bakışı fark ederler.


Ses tonundaki değişikliği hissederler.


Uzun süren sessizlikleri görürler.


Aramızdaki öfkeyi, kırgınlığı ve uzaklığı anlamlandırmaya çalışırlar.

 

Çünkü çocuklar evin yalnızca sözlerini değil, duygusunu da yaşarlar.

 

Bazen bardak, ayrılıktan çok önce dolmaya başlar.

 

Anne babalar yıllar içinde kırılabilir, öfkelenebilir, birbirlerinden uzaklaşabilirler.

 

Çocuk bunu her zaman kelimelerle bilmez.

 

Ama hisseder.

 

Bazen yıllarca biriken bu duygular, çocuğun dünyasında görünmeyen bir bardağı doldurur.

 

Sonra bir gün anne ve baba ayrılır…

 

Yetişkinler için bu, belki uzun zamandır beklenen bir rahatlama, belki de büyük bir kayıp olabilir.

 

Ayrılıktan sonra yaşanan öfkeler, suçlamalar, kötü sözler ve çocuğu taraf olmaya iten davranışlar ise o bardağı taşma noktasına getirebilir.

 

İşte burada önemli bir ayrım var:

 

Eş olmak ve ebeveyn olmak aynı şey değildir.

 

İki insan eş olarak yollarını ayırabilir.

 

Ama çocuklarının anne ve babası olmaya devam ederler.

 

Bu nedenle eş olarak biten bir ilişkinin içindeki olumsuz duyguları, ebeveynlik ilişkisinin içine taşımamayı öğrenmek gerekir.

 

“Biz ayrılsak da her zaman senin yanındayız” demek yetiyor mu?

 

Keşke sadece söylemek yeterli olsaydı.

 

“Biz seni çok seviyoruz.”

 

“Senin için her zaman buradayız.”

 

“Annen ve baban olarak seni destekleyeceğiz.”

 

Bunların hepsi değerlidir.

 

Ama çocuklar yalnızca cümleleri dinlemezler.

 

Bize bakarlar…

 

Birbirimize nasıl davrandığımıza, sınırlarımıza saygı gösterip göstermediğimize, birbirimiz hakkında nasıl konuştuğumuza…

 

Çünkü çocuğa verdiğimiz en güçlü eğitimlerden biri, söylediklerimizden çok ona nasıl rol model olduğumuzdur.

 

Asıl mesele; anne babanın kendi içinde taşıdığı öfke ve kırgınlıkla ne yaptığıdır.

 

Çünkü insan bazen hiçbir şey söylemez. Ama içindeki öfke; sesine, bakışına ve davranışlarına yansır.

 

Duyguları nötrleştirmek…

 

Duyguyu nötrleştirmek, yaşananları unutmak değildir.

 

Affetmek zorunda olmak değildir.

 

Haksızlığa uğradığını düşündüğün bir şeyi yok saymak hiç değildir.

 

“Hiçbir şey olmamış gibi davranmak” da değildir.

 

Nötrleştirmek; kendi öfkenin, kırgınlığının ve hayal kırıklığının çocuğunun hayatını yönetmesine izin vermemektir.

 

Ben sana kızgın olabilirim.

 

Sana kırgın da olabilirim.

 

Hatta yaşadıklarımızın bende bıraktığı acı uzun süre devam edebilir.

 

Ama çocuğumun yanında seni kötülemek, seni küçümsemek, onun sevgisini sınamak ya da onu kendi öfkeme ortak etmek zorunda değilim.

 

Çünkü benim duygum bana aittir. Çocuğumun duygusu ona.

 

Belki de ebeveyn olarak yapmamız gereken en zor şeylerden biri budur:

 

Kendi duygumuzun sorumluluğunu almak.

 

Gerekirse bir uzmandan destek almak.

 

Kendi öfkemizi işlemek.

 

Ve zamanla, o duygunun çocuğumuza taşınmasına izin vermeyecek bir noktaya gelebilmek.

 

Çünkü çocuklarımız bizim yaralarımızın taşıyıcısı olmak zorunda değil.

 

Bizim çözemediğimiz ilişkiyi onlar sırtlarında taşımamalı.

 

Çocuğun bir ebeveynini sevmesine izin vermek

 

Ayrılık acısı bazen insanı kendi duygusunun içine hapsedebilir.

 

“Bunca şeyi ben yaşadım.”

 

“Çocuğum için neler yaptım.”

 

“O bizi bıraktı. Zaten babasını hiç sormadı.”

 

“Annesi zaten şöyleydi… Ama hep annesini istiyor”

 

Bunların bazıları gerçekten yaşanmış olabilir.

 

Ama çocuğun, yetişkinlerin yaşadıklarının hakemi olmasına gerek yoktur.

 

Çocuğun hiç sormaması


“Bizi seçti” anlamına gelmez.

 

Sürekli annesini ya da babasını sorması da
“Bunca yaptığımıza rağmen onu istiyor” demek değildir.

 

Onun ihtiyacı birini seçmek ya da birini haklı çıkarmak değil,
kendi duygularına güvenle yer açabilmektir.

 

Bir çocuğun annesini sevmesi, babasına duyduğu sevgiyi azaltmaz. Babasıyla güzel bir ilişki kurması da annesine olan sevgisinden çalmaz.

 

Çocuğun iki ebeveynini de kendi duyguları içinde sevebilmesine izin vermek, ayrılık sonrasında ona verebileceğimiz en büyük özgürlüklerden biridir.

 

Kimse kimsenin yerini dolduramaz

 

Çocuğun iki ebeveyninden aldığı duygusal deneyimler farklıdır. Hiçbir yetişkin diğerinin yokluğunu birebir dolduramaz.

 

Çünkü anne ve babanın çocuğun hayatındaki varlığı yalnızca görevlerden oluşmaz; her birinin sevgisi, şefkati, ilgisi, sınırları ve ilişki biçimi farklıdır.

 

Mesele yalnızca maddi destek ya da çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak değildir.

 

Mesele; sevginin, şefkatin, güvenin, sınırların ve aidiyet duygusunun çocuğun hayatında nasıl yaşandığıdır.

 

Bu nedenle önemli olan, mümkün olduğu ölçüde her iki ebeveynin de kendi sorumluluğunu ve kendi yerini sağlıklı biçimde taşıyabilmesidir.

 

Elbette her ayrılık aynı değildir. Şiddet, istismar veya ciddi güvenlik sorunlarının bulunduğu ilişkilerde öncelik her zaman güvenliktir.

 

Ama çocuğun her iki ebeveynle de güvenli bir ilişki sürdürebildiği durumlarda başka bir sorumluluk ortaya çıkar:

 

Çocuğun hayatındaki duygusal savaşı bitirmek.

 

Ayrılmak başka, birbirini yok etmek başka…

 

Belki de çocuklarımız için yapabileceğimiz en değerli şeylerden biri, eş olarak ayrılmış olsak da ebeveyn olarak birbirimizin yerini ve sınırlarını koruyabilmektir.

 

Bu, içimizde artık hiçbir kırgınlık ya da öfke kalmadığı anlamına gelmez.

 

Ama artık bu duyguların sorumluluğunu çocuğumuza bırakmayız.

 

Kendi duygumuzu onun duygusu hâline getirmeyiz.

 

Birbirimize saygı göstermek;

 

Her şeyi unutmak değil.


Yaşananları yok saymak değil.


Yeniden yakın olmak hiç değil.

 

Sadece sınırlarımızı bilerek, birbirimizin haklarına saygı göstererek iletişim kurabilmek.

 

Çünkü bazen iki insan aynı evde huzuru kuramaz.

 

Ama ayrı evlerde, çocukları için daha sağlıklı bir düzen kurmayı öğrenebilir.

 

Belki de gerçek olgunluk burada başlar:

 

“Ben hâlâ kırgınım ama bu kırgınlığı çocuğumun taşımasını istemiyorum.”

 

“Ben hâlâ öfkeliyim ama çocuğumun diğer ebeveynini sevebilmesine izin vereceğim.”

 

“Biz artık eş değiliz ama çocuğumuz için birbirimize saygı göstermeyi sürdürebiliriz.”

 

Çocuklar bizim duygularımızı da öğreniyor

 

Çocuklar ayrılığı hatırlayabilir.

 

Ama çoğu zaman ayrılığın kendisinden çok, o süreçte nasıl hissettiklerini de beraberlerinde taşırlar.

 

Özellikle sevdiği iki insan arasında seçim yapmak zorunda bırakılmak, çocuk için ağır bir yüke dönüşebilir.

 

Ve bazen yıllar sonra bu yük, çocuğumuzun bizimle olan ilişkisinde ya da kendi ilişkilerinde farklı şekillerde karşımıza çıkabilir.

 

İşte o zaman,

 

“Ben onun için neler yaptım…”

 

demek yerine belki şu soruyu sormak daha anlamlıdır:

 

“Ben ona nasıl bir ilişki modeli gösterdim?”

 

Çünkü çocuklarımız yalnızca sözlerimizi değil, duygularımızı ve ilişkilerimizi de öğreniyorlar.

 

Mesele kimin haklı olduğu değildir.

 

Mesele, çocuğun hayatında sevginin savaşa dönüşmemesidir.

 

Belki de iyi ebeveynlik, her ne pahasına olursa olsun aynı evde kalmayı başarmak değildir.

 

Bazen iki insanın yolları ayrılabilir.

 

Ama ayrıldıktan sonra bile çocuğumuzun kalbinde iki ebeveyne de güvenli bir yer bırakabilmektir.

 

Ve belki de çocuklar ayrılığı değil…

 

Aramızda kalan duyguyu hatırlar.

 

 

Okumaya Devam Et
Yorum Yapın
UYARI: Üye ve abone olan kullanıcılar içindir. Yorum yapamak için üye / abone girşi yapmalısınız.
Abone / Üye yorumu (0)
Anlık yorum (0)    makale hakkında anlık beğeni ve tartışma için Kullanıcı adınızı ve diğer kullanıcıların da yorumuna ve cevap   hakkına açık anlık beğeni ve tartışma metnini iletebilirsiniz.
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, tartışma metninden kaynaklı hukuki sorumluluk kullanıcıya aittir.

Mesajınız iletildi! Sayfayı yenileyerek mesajınızı görebilirsiniz...