POLİTİKA
Yontar: "Krizin çözümü ağır cezalar değil, sosyal devlettir"
CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada gündeme getirilen Çocuk Koruma Kanunu Teklifi’ni sert sözlerle eleştirdi. Kanun teklifinin 1’inci maddesi üzerine söz alan Yontar; düzenlemenin eksik ve hatalı ifadeler içerdiğini, Meclis İçtüzüğü’nün 38’inci maddesi uyarınca Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılmadığını ve aceleye getirildiğini belirterek teklifin derhal geri çekilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’de çocuk ve gençlik adaletinin münferit olaylarla açıklanamayacak kadar derin ve yapısal bir kriz içinde olduğunu vurgulayan Yontar, krizin boyutlarını korkutucu istatistiklerle gözler önüne serdi.
"Sorumluluğun Sınırları Belirsiz, Somut Ölçüt Yok"
Yasa teklifinin 1’inci maddesinde yer alan ceza hükümlerine değinen Nurten Yontar, düzenlemedeki hukuki boşluklara dikkat çekti. Teklifle, ateşli silah bulunduran ve buna gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek çocuğun silaha erişmesine imkân sağlayan kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörüldüğünü hatırlatan Yontar, şu eleştirilerde bulundu:
"Suçun oluşması için çocuğun silahı ateşlemesi ya da bir kişiye zarar vermesi şartı dahi aranmamaktadır. Düzenlemede yer alan 'dikkat ve özen yükümlülüğü' kavramının sınırları net biçimde belirtilmemiş, somut hiçbir ölçüt getirilmemiştir."
Organize Suçlarda Çocuk Kullanımı Yüzde 236 Arttı
Her doğan çocuğun masum olduğunu, çocukların doğuştan suçlu veya tehlikeli sayılamayacağını ifade eden CHP'li Yontar, 2020 ile 2025 yılları arasında suça sürüklenen çocukların karıştığı vakalardaki ürkütücü artışı paylaştı:
Kişilere karşı işlenen suçlar: Yüzde 59 arttı.
Organize suçlar: Yüzde 236 seviyesine ulaştı.
Suç oranlarındaki bu patlamanın ana nedenlerinin çocuk yoksulluğu, gelecek kaygısı, aidiyet arayışı ve korunmasızlık olduğunu belirten Yontar, çocukların suç örgütleri tarafından uyuşturucu kuryeliği, gözcülük, tahsilat, silah taşıma ve saklama, cinayet, yasa dışı bahis ve şiddet eylemlerinde sömürüldüğünü kaydetti. Yontar, "Karşımızda suç işlediği iddia edilen çocuklar değil; yetişkinler tarafından yönlendirilen ve suç ekonomisinin içine çekilen çocuklar vardır" dedi.
Yargıdaki İşlem Yükü 1 Milyon 300 Bini Aştı
Türkiye'deki çocuk adaleti sisteminin tıkanma noktasına geldiğini belirten Yontar, 2025 yılı verilerini şu şekilde sıraladı:
168 bin 964 çocuk, suça sürüklendiği iddiasıyla güvenlik birimlerine getirildi.
Soruşturma aşamasında şüpheli sıfatıyla işlem gören çocuk sayısı 330 bini aştı.
Mahkeme karşısına çıkan çocuk sayısı 184 bine yükseldi.
Kolluk, yargı ve koruma sistemlerindeki toplam işlem yükü 1 milyon 300 bini geçti.
Krizin merkezinde 13-17 yaş grubundaki çocukların yer aldığını belirten Yontar, sanık çocukların yaklaşık yüzde 78’inin bu yaş aralığında olduğunu ifade etti. Bu yaş grubundaki çocukların örgün eğitimden koparak açık öğretime, güvencesiz çalışmaya ve çocuk işçiliğine yöneldiğini, mahallelerde ise uyuşturucu ve suç ağlarının hedefi hâline geldiğini vurguladı.
3 Milyon 300 Bin Çocuk Okuldan Kopma Noktasında
Eğitim sistemindeki kan kaybına ve çocuk işçiliği krizine değinen Nurten Yontar, ilkokul, ortaokul ve lise çağında yaklaşık 1 milyon 900 bin çocuğun örgün eğitimin dışında kaldığını belirtti. Açık öğretim ve Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamındaki öğrencilerle birlikte tam zamanlı okul eğitimiyle bağı zayıflayan çocuk sayısının 3 milyon 300 bini aştığını söyledi.
Çocuk işçiliğinin acı bilançosunu da paylaşan Yontar, 2013 yılından bu yana kayıtlara geçen en az 869 çocuğun çalışırken yaşamını yitirdiğini, bunlardan 21’inin ise MESEM kapsamında iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini açıkladı. Yontar, çocuğun mesleki eğitim alması ile ucuz ve güvencesiz iş gücü olarak kullanılmasının aynı şey olmadığını altını çizerek hatırlattı.
"Çözüm Ağır Cezalar Değil, Güçlü Sosyal Devlettir"
Sorunun çözümünün cezaları artırmaktan geçmediğini savunan Nurten Yontar, TBMM Genel Kurulu'na yönelik konuşmasını şu çözüm önerileriyle tamamladı:
Erken Uyarı Ekipleri: Her okulda sosyal hizmet uzmanı ve psikolojik danışmanlardan oluşan ekipler kurulmalı; devamsızlık, şiddet ve madde kullanımı adli vakaya dönüşmeden tespit edilmelidir.
Uzmanlaşmış Mahkemeler: Bütün illerde çocuk ve gençlik savcılıkları ile çocuk mahkemeleri kurulmalı, her çocuk için mutlaka sosyal inceleme raporu hazırlanmalıdır.
Onarıcı Adalet: İlk kez ve şiddet içermeyen bir fiille sisteme giren çocuklar ceza yargılaması yerine eğitim, tedavi, aile desteği ve onarıcı adalet programlarına yönlendirilmelidir.
Son Çare Tutuklama: Tutuklama, çocuklar için mutlak son çare olmalıdır. Kapalı cezaevleri yerine eğitimevleri, rehabilitasyon merkezleri ve toplum temelli destek modelleri güçlendirilmelidir.
Yontar konuşmasını, "Çocuk adaleti güvenlik politikasının alt başlığı değildir; sosyal devletin, hukuk devletinin ve insan onurunun sınavıdır. Güçlü devlet, çocuklarını en ağır biçimde cezalandıran değil; yoksulluğa, şiddete, istismara ve suç örgütlerine teslim etmeyen devlettir" sözleriyle noktaladı.

Haber Merkezi