Bizi Takip Edin
Değiştirmeye Çalıştığımız İnsanlar

Değiştirmeye Çalıştığımız İnsanlar

“Belki de değiştirmemiz gereken onlar değil…”



Yazar: Nur Şafak SÜRMEN | Değiştirmeye Çalıştığımız İnsanlar
  • Oynat Duraklat İptal

Hayatımız boyunca bazı insanları değiştirmeye çalışıyoruz.

 

Eşimizin daha anlayışlı olmasını, çocuğumuzun bizi daha çok dinlemesini, arkadaşımızın bizi daha iyi anlamasını, karşımızdaki insanın biraz daha bizim istediğimiz gibi davranmasını istiyoruz.

 

Bazen anlatıyoruz.
Bazen uyarıyoruz.
Bazen kızıyoruz.
Bazen susup bekliyoruz.

 

Ama çoğu zaman bütün bu çabanın altında aynı düşünce yatıyor:

 

“O değişse, böyle davransa her şey daha güzel olacak.”

 

Peki gerçekten öyle mi?

 

Belki de kendimize sormamız gereken soru, “Bu insanı nasıl değiştirebilirim?” değil.

 

“Bu insan neden benim hayatımda ve bana kendimle ilgili ne gösteriyor?”

 

Çünkü hayat bize kimseyi değiştirme hakkı vermedi.

 

Her insanın kendi seçimleri, kendi doğruları, kendi hayatı var. Bizim görevimiz başkalarının nasıl olması gerektiğine karar vermek değil.

 

Ama hayatımıza giren insanlar, bize kendimizle ilgili bazı şeyleri fark ettirebilir.

 

Bazen hiç hoşumuza gitmeyen bir davranışla karşılaşırız ve bütün dikkatimizi onu değiştirmeye veririz.

 

Oysa bir an durup kendimize baksak…

 

“Bu davranış bende neden bu kadar güçlü bir duygu oluşturdu?”

 

Bazen hayatımıza giren insanlar bir ayna gibi olabilir.

 

Biz ise aynada gördüğümüz görüntüyü değiştirmek yerine aynayı değiştirmeye çalışırız.

 

Karşımızdaki insan değişsin isteriz.

 

Oysa belki de asıl bakmamız gereken yer kendimizdir.

 

Çünkü bir insanı değiştirmeye çalışırken harcadığımız enerjiyi, kendimizi anlamaya ayırsak ne olur?

 

“Ben neden bu kadar öfkeleniyorum?”

 

“Ben neden onun onayına bu kadar ihtiyaç duyuyorum?”

 

“Ben neden hayır diyemiyorum?”

 

“Ben neden sürekli anlaşılmak istiyorum?”

 

“Ben neden korkuyorum?”

 

“Benim burada değiştirmem gereken ne var?”

 

Belki de asıl dönüşüm bu sorularla başlar.

 

Fakat burada önemli bir ayrım var:

 

Kendimize dönmek, karşımızdaki insanın her davranışını kabul etmek değildir.

 

Birinin bizi kırması, küçümsemesi, sürekli sınırlarımızı ihlal etmesi ya da bize zarar vermesi karşısında bütün yükü kendimize taşımak zorunda değiliz.

 

Kendimizi sorgulamak başka, kendimizi suçlamak başkadır.

 

Karşımızdaki insanı değiştiremeyiz. Ama ona hayatımızda ne kadar yer vereceğimize karar verebiliriz.

 

Onun davranışlarını kontrol edemeyiz. Ama kendi tepkimizi seçebiliriz.

 

Ve bazen kendimize dönmenin en sağlıklı sonucu, karşımızdakini değiştirmek değil, kendimize bir sınır koymaktır.

 

“Bana böyle davranılmasına izin vermiyorum.”

 

“Bunu kabul etmiyorum.”

 

“Bu ilişkinin içinde böyle devam edemem.”

 

“Sen değişmek zorunda değilsin. Ama ben de kendimi korumak zorundayım.”

 

Çünkü ilişkiler yalnızca karşımızdaki insanın davranışından oluşmaz. Bizim o ilişkideki duruşumuz da ilişkinin bir parçasıdır.

 

Bazen biz değiştiğimizde, ilişkilerimiz de eskisi gibi devam etmez. Çünkü bakışımız, tepkilerimiz ve sınırlarımız değiştikçe ilişkideki duruşumuz da farklılaşır.

 

Çünkü biz aynı yerde durmadığımızda, ilişki de eskisi gibi devam edemez. 

 

Bazen de karşımızdaki insan hiç değişmez…

 

O zaman da biz artık onun aynı davranışına eskisi gibi karşılık vermeyebiliriz.

 

Daha net bir sınır koyabiliriz.


Daha az açıklama yapabiliriz.


Beklentimizi bırakabiliriz.


Mesafemizi değiştirebiliriz.       

                                                                                                                                          

Bazen de artık aynı acının içinde kalmamayı seçebiliriz.

 

Belki ilk kez, bir başkasının değişmesini beklemeden kendi hayatımıza devam edebiliriz.

 

Ve o zaman fark ederiz:

 

Mücadelemiz aslında o insanla değilmiş.

 

Onu değiştirmeye çalışırken, kendimizden uzaklaşıyormuşuz.

 

Belki de mesele, “Bu insan neden böyle?” sorusunda değil.

 

“Bu insan benim hayatıma dokunduğunda bende ne ortaya çıkıyor?”

 

Çünkü bazen karşımızdaki insanı değiştirmek için verdiğimiz mücadele, aslında kendimize bakmamız gereken yeri gösterir.

 

İnsan bunun farkına vardığında şunu görebilir: Kendini değiştirmek, kendinden vazgeçmek değildir.

 

Belki de bazı insanları değiştirmeye çalışmak yerine, onların bize tuttuğu aynaya biraz daha dikkatle bakmalıyız.

 

Çünkü o aynada gördüğümüz şey, bazen değiştirmeye çalıştığımız insandan çok daha fazla şey anlatıyor olabilir:

 

Bizi… bize.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapın
UYARI: Üye ve abone olan kullanıcılar içindir. Yorum yapamak için üye / abone girşi yapmalısınız.
Abone / Üye yorumu (0)
Anlık yorum (0)    makale hakkında anlık beğeni ve tartışma için Kullanıcı adınızı ve diğer kullanıcıların da yorumuna ve cevap   hakkına açık anlık beğeni ve tartışma metnini iletebilirsiniz.
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, tartışma metninden kaynaklı hukuki sorumluluk kullanıcıya aittir.

Mesajınız iletildi! Sayfayı yenileyerek mesajınızı görebilirsiniz...