KÜLTÜR & SANAT
Uluslararası Kepenekli Edebiyat Günleri'ne Yoğun İlgi
Tekirdağ’da başlayan 1. Uluslararası Kepenekli Edebiyat Buluşmaları, usta şair Adnan Özer, Prof. Dr. Rüstem Aslan ve edebiyat dünyasının önemli isimlerini bir araya getirdi.
ÖZEL HABER: BÜLENT KUTLUTÜRK
Tekirdağ, Türk edebiyatının dev ismi Namık Kemal’in mirasına yakışır dev bir kültür organizasyonuna ev sahipliği yapıyor. 4 gün boyunca sürecek “1. Uluslararası Kepenekli Edebiyat Buluşmaları”, edebiyat dünyasının önemli isimlerini ve sanatseverleri Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Yılmaz İçöz Sahnesi’nde buluşturdu.
Açılış programı, Araştırmacı-Yazar Sezai Kurt’un moderatörlüğünde düzenlenen "Balkanların Kapısından Sesleniş" başlıklı oturumla gerçekleşti. Çağdaş Türk şiirinin önde gelen ustalarından Adnan Özer, şair ve eğitimci İbrahim Kamberoğlu, şair ve eleştirmen Alper Çeker ile şair ve akademisyen Dr. İhsan Tevfik’in konuşmacı olarak katıldığı panelle edebiyat rüzgârları esti.

"50 YIL SONRA MEMLEKETİME VEFA BORCUMDU"
Açılış oturumunda kürsüye çıkan usta şair-yazar Adnan Özer, Kepenekli Edebiyat Buluşmaları’nın ve Türkiye’de ilk kez bir şairin adına kurulan Kepenekli Şiir Evi’nin doğuş hikayesini samimi bir üslupla aktardı:
“Şimdi, her kuruluşun, olayın, festivalin bir hikayesi vardır. Bir günde olmadı tabii bu. Bunun arkasında 1-2 yılımız var. Çok özet olarak onu anlatmak istiyorum; hem bilginiz olsun hem de benim üstümden vefa borcu kalkmış olsun. Ben, 50 yıl sonra memleketine dönebilmiş ve hep memleket hasretiyle Türkiye'nin dört bir tarafında yanmış bir Tekirdağlıyım. Tabii babamın mesleği dolayısıyla dolandık. Sonra üniversite... arz etmek isterim.
Dediler ki: 'Hocam, siz Tekirdağ'ın değerli bir şair ve yazarıymışsınız, ben sizi keşfettim. Ondan sonra bir fikrim var. Fikir de Kepenekli köyüne bir eser kazandırmak aslında, bir kurum...' En sonunda içinde kütüphanesi olan ve çok çok müteşekkirim ki Türkiye'de ilk defa bir şairin başına geliyor, Şiir Evi. Benim ismimle müsemma Kepenekli Şiir Evi. Duymayanlarınız varsa tekrar duyuruyorum, orada sizlere bekliyorum.
Ve orada başladı; bir kütüphaneyi kurduk. Tabii hikaye bu ya, önce bir bina inşa edildi. Yani çatısı da olmayan, sadece dört duvar, harap, şirin ama çok şirin bir köy ilkokulu... Ondan sonra Muratlı Kaymakamlığının müsaadeleriyle KOOP-İŞ'e kazandırıldı ve orada biz bu kurumu kurduk açıkçası. İçinde küçük bir sınıfımız da var; sınıfımız Bilim, Sanat, Edebiyat Sınıfı. Liselere ve üniversiteli arkadaşlarımıza tekrar tekrar duyurulur.
Sonra bizim konuşmamızda; 'Aaa, burada tabii bir Şiir Evi kuruyoruz ama işlemesi lazım, etkinlikler olması lazım'... Ondan sonra ve bu festivali ilk iki sene önce düşünmeye başladık. Ve bugün birlikteyiz. Birincisi oluyor, hani derler ya; 'İnşallah geleneksel olacak'... Başlıyoruz.
Namık Kemal'in yurdunda, sevgili Tekirdağlılar, Namık Kemal'in bu yurdunda merkezi bir edebiyat festivali şarttır. Yani herhangi bir edebiyat festivalinden bahsetmiyorum. Çünkü Namık Kemal bizim milli edebiyatımızın kurucusudur. Yani ondan önemli bir şahsiyet yok edebiyat tarihimizde; ilk başlatan o. Ve ona layık olmaya çalışacağız. Bu festivali inşallah Türkiye'nin, ülkenin merkezi bir edebiyat festivali yapacağız. Ve bugün sizlerle birlikte, sağ olun geldiniz, bunun adımını atmış oluyoruz. Programdan bahsedeyim; 3 gün, toplamda 4 gün bir etkinliklerimiz olacak. İşte burada bugün 'Balkanların Kapısından Sesleniş' birazdan başlayacak.”

GÖÇ, SÜRGÜN VE EDEBİYATTAKİ DERİN İZLER
Oturumun moderatörü Sezai Kurt ise konuşmasında göç ve sürgün temalarının Türk edebiyatı ile düşünce dünyasındaki sarsıcı yerine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Göç, sürgün ve edebiyattaki akisleri. Yani şu; 19. yüzyıldan itibaren yaşanan savaşlar, baskılar ve zorunlu göçler, milyonlarca insanımızın doğup büyüdüğü topraklarını, evini, ocağını geride bırakarak anavatana, Türkiye'ye sığınmasına yol açmıştır. Vatanından koparılan bu insanların çektiği çileler, uğradığı mezalimler ve sergilediği metanet Türk edebiyatına, ağıtlarına, türkülerine ve tiyatrosuna silinmez izler kazımıştır.”
Programın devamında söz alan İbrahim Kamberoğlu, Adnan Özer, Alper Çeker ve Dr. İhsan Tevfik, "Balkanların Kapısından Sesleniş" teması altında konuşmalar yapıp, birer şiirlerini seslendirdiler. Lise öğrencilerinin de oturuma katılan şairlerin şiirlerini okuduğu etkinlik, katılımcılar tarafından yoğun ilgiyle karşılandı. Program, büyüleyici bir müzik dinletisiyle tamamlandı.

PROF. DR. RÜSTEM ASLAN'DAN TROYA RÜZGARI
Buluşmaların ilk gün ikinci oturumu ise Yahya Kemal Beyatlı Güzel Sanatlar Lisesi’nde gerçekleştirildi. Edebiyat araştırmacısı ve öğretmen Melike Demiröz’ün moderatörlüğünü üstlendiği konferansta, dünyaca ünlü Troya Antik Kenti Kazı Başkanı ve arkeolog Prof. Dr. Rüstem Aslan "Odysseus ve Troya" başlıklı sunumuyla katılımcıları mitoloji ve tarihin derinliklerinde unutulmaz bir yolculuğa çıkardı.
4 gün boyunca edebiyat oturumları, panel ve söyleşilerle devam edecek olan Uluslararası Kepenekli Edebiyat Buluşmaları, Tekirdağ’ı bölgenin kültür ve sanat başkenti yapma yolunda kararlılıkla ilerliyor.

Ekspres Haber