Bizi Takip Edin
Mürekkep Kokan Yıllar, Eskimeyen Manşetler ve Trakya’nın Kalbi...

Mürekkep Kokan Yıllar, Eskimeyen Manşetler ve Trakya’nın Kalbi...

Zaman ne çabuk akıyor... Bugün dönüp geriye baktığımda, geride kalan otuz yılı aşkın bir medya tarihinin, bitmeyen kavgaların, değişen yüzlerin ve en önemlisi de Trakya’nın o uçsuz bucaksız sarı kanola tarlaları gibi uzanan insan hikayelerinin tam ortasında buluyorum kendimi.



Yazar: Cengiz YILDIZ | Mürekkep Kokan Yıllar, Eskimeyen Manşetler ve Trakya’nın Kalbi...
  • Oynat Duraklat İptal

Şimdilerde ekranlarda, sosyal medya koridorlarında birbirine kılıç sallayan, "Sen gazeteci falan değilsin!" diye bağıran büyük isimleri izledikçe gülümsüyorum. 

 

Ahmet Hakan Coşkun’un, Sevilay Yılman’ın yaygın medyadaki o devasa kavgalarının kökleri, aslında bizim bir zamanlar soluduğumuz o tozlu yerel gazete bürolarına dayanıyor. 

 

Onlar İstanbul’un 3. Bölgesi’nde, Çatalca’dan Büyükçekmece’ye, Avcılar’dan Silivri’ye kadar uzanan o "amiral gemisi" günlerinde; Hürbakış ile Trakya Ekspres’in o ezeli, o muazzam rekabetinde yetiştiler.

 

Sol çizgideki Hürbakış ile milliyetçi, sağ çizgideki Trakya Ekspres’in rekabeti, bugünün kutuplaşmış ekranlarına benzemezdi; o rekabetin içinde sokak vardı, insan vardı, gerçek bir gazetecilik heyecanı vardı.

 

İşte ben, o muazzam ekolün, o efsanevi Trakya Ekspres Gazetesi ailesine 1999 yılında adım attım.

 

Benim hikayem, o kavgaların biraz daha ötesinde, Trakya’nın gerçek kalbine dokunan bir yolculuktu.

 

 Zeki Efe duayenimizin Yazı İşleri sorumluluğunda çizdiği rotada;  Ali Tarakçı'nın Avcılar'da,  Erhan Kızılyar'ın Büyükçekmece'de, Yavuz ve Tülay Kaynarca gibi isimlerin Silivri’de attığı o güçlü temellerin üzerine, ben gazetemizin Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne illerini koordine etme görevini üstlendim. 

 

Trakya Ekspres’in bayrağını üç şehirde birden dalgalandırmak, sadece haber peşinde koşmak demek değildi.

 

Edirne’nin Meriç kıyısındaki ayçiçeği üreticisinin nasırlı elini tutmaktı benim işim. 

 

Kırklareli’nin Istıranca köylerindeki oduncunun derdiyle dertlenmek, 

 

Tekirdağ’ın limanında rüzgara karşı ekmek mücadelesi veren balıkçının sesi olmaktı...

 

Bizler, ajanslara düşen kuru bir satırı değil; insanımızın gözündeki umudu ya da kederi manşete taşırdık.

 

Matbaadan yeni çıkmış, mürekkep kokusu üstünde gazete sayfalarını sabahın seherinde elimize aldığımızda, o sayfaların sadece kağıttan ibaret olmadığını bilirdik. O sayfalarda Tekirdağ’ın, Edirne’nin, Kırklareli’nin nabzı atardı.

 

Bugün o günlerden geriye büyük kavgalar, davalar, hapis cezaları ve kırgınlıklar kaldı belki. Ahmet Hakan’ın geçirdiği kazalar, Sevilay Yılman’ın "dalaksız" polemikleri, siyasetin zirvesine tırmanan eski mesai arkadaşları… 

 

Hepsi bu mesleğin birer cilvesi, birer tarihi vesikası olarak arşivlerde duruyor.

 

Ama benim için gazetecilik ne unvan kavgasıydı ne de ekranlarda birilerini yok sayma yarışı. Benim için gazetecilik; 1999’dan itibaren Trakya’nın yollarında tükettiğim kilometreler, kazandığım dostluklar ve bu toprakların güzel insanlarına verdiğim sözdü.

 

www.trakyaekspres.com.tr okurları çok iyi bilir ki; teknoloji değişir, sayfalar dijitalleşir, isimler eskir… Ama Trakya’nın bağrından kopan o dürüst, o insana dokunan gazetecilik ruhu asla ölmez.

 

Biz o ruhu 90'ların sonunda toprağa ektik, bugün hala filizlerini topluyoruz. Kim bilir belki de bu inanç ve kararlılığımız sayasinde bugün Türkiye'nin medya çatısı olan  Uluslararası Basın Konfederasyonu'nda  Tekirdağımızı temsil etme liyakatine sahip olduk. Geçmişe, o omuz omuza verdiğimiz eski dostlara ve bizi hiçbir zaman yalnız bırakmayan siz değerli okurlarımıza selam olsun...

 

Mürekkebimiz hiç kurumasın.

Okumaya Devam Et
Yorum Yapın
UYARI: Üye ve abone olan kullanıcılar içindir. Yorum yapamak için üye / abone girşi yapmalısınız.
Abone / Üye yorumu (0)
Anlık yorum (0)    makale hakkında anlık beğeni ve tartışma için Kullanıcı adınızı ve diğer kullanıcıların da yorumuna ve cevap   hakkına açık anlık beğeni ve tartışma metnini iletebilirsiniz.
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, tartışma metninden kaynaklı hukuki sorumluluk kullanıcıya aittir.

Mesajınız iletildi! Sayfayı yenileyerek mesajınızı görebilirsiniz...